Tatilden döneli bir kaç hafta olmasına rağmen, siteye yazı giresim hiç yok bu günlerde nedendir bilmem. Bu yüzden seneler evvel yazdığım bir öyküyü paylaşmaya karar verdim. Seneler önce nedensiz yazdığım şeylerin çoğu nedense bugünüme hitap ediyor hep, ilginçtir. Bakalım kaç kişi okuma sabrını gösterebilecek…
Fotoğraf dükkanındaki sıradan günlerden biriydi.Acele bir işi olduğu için dükkanı çırağa bırakıp dükkandan çıkmak için hızlı adımlarla kapıya yönelmişti genç adam. Nasıl olduysa o anda kapıdan girmek üzere olan genç bir kızı fark etmemişti. Genç kızda elinde tuttuğu notu incelediğinden ikisi de bir birinin farkında değildi ve çok şiddetli olmayan bir biçimde çarpıştılar. Önce genç kız “pardon” dedi ve yere düşen kitaplarını toplamaya başladı.Genç adam da ona yardım etmek için yere eğildiğinde göz göze geldiler.Genç adam gözlerine inanamıyordu çünkü kendi hayalinde çizdiği ama bir türlü tamamlayamadığı ve hep eksik bir noktası kalan kadın portresine bire bir benziyordu bu geç kızın yüzü. Portrenin eksik olan yerlerinin tamamlanmış hali o anda karşısında duruyordu. Her zaman hayatta herkes için tek bir kişinin olduğuna inanıyordu genç adam.
Geceleri uzun uzun yıldızları seyredip bıkmadan, usanmadan gökyüzündeki yıldızının yeryüzüne ineceği zamanı bekliyordu.Genç adam içinden “acaba bu deniz gözlü kız, benim yıldızım olabilir mi?” diye düşünürken genç kız onunla konuşmaya başlamıştı:
- “Pardon, özür dilerim benim hatamdı.”
- “Hayır, aslında benim hatamdı önüme bakmam gerekiyordu, asıl ben özür dilerim sizden. Mesai saati bitmeden bankaya yetişip dükkanın faturalarını yatırmak için acele ediyordum, kusura bakmayın. Siz fotoğraf çektireceksiniz galiba.”
- “Evet.”
- “Bankaya da yetişemem artık. Siz hazırlanma odasına geçin. İstediğiniz özel bir renk var mı, arka fon olarak.”
- “Hayır, yok. Teşekkür ederim.” Meraklısı için yazının devamı.. »
Popularity: 1% [?]

Bedensel olarak beni pek yormayan; fakat ruhsal olarak bi hayli yorucu, yıpratıcı bir yılı geri bıraktım diye bilirim artık. Bu cümlenin peşinden gelmesi gereken kelime tabii ki “TATİL” olmalıydı ve öyle de oldu. Tatile çıkıyorum. Şimdi aklıma geldi; zaten okulların kapanmasıyla tatile girmiştim ben. Tuhaf, tatildeyken tatile çıkıyorum demek ki.
Ankara’lı olmamdan dolayı ve Melih gökçeğin Ankara’ya hala deniz getirmemesinden dolayı (!) İzmir’de arkadaşlarımla 1 hafta tatil yapacağız.
Hak verirsiniz ki Ankara’lıların denize karşı bir, nasıl desem; “Ankara’da deniz bile yok, yaşanmaz orda” diyen zibidilerden dolayı bir “Denizden nefret etme!” durumu vardır. Aynı zamanada Ankara’da denizin olmamasından ötürü de “Denize özlem” , galiba birazda “Deniz Özentiliği” durumu söz konusu. Şahsen ben Ankara’yı denizsiz sevenlerdenim. Kaldı ki İstanbul’da okuduğum için Deniz Özlemimi giderebiliyorum.
Benim için deniz demek ; içine girip yüzüle bilen bir sıvı demek değil. Çok iyi yüzme de bilmem zaten. Anadolu tabiriyle; denize girer, tumar ve çıkarım. Sahilde oturup dalgaların sesi eşliğinde güneşin batışını izlemek yetiyor bana.
Şimdi çıkmam lazım! Dönünce detaylı bir tatil yazısı yazarım artık. Hadi bakalım bana iyi tatiller.
Hayatı ıskalama lüksü olmayanlar için de Nazım Hİkmet’in güzel bir yazısı! Meraklısı için yazının devamı.. »
Popularity: 1% [?]

30. kural : Hakiki sufi öyle biridir ki başkaları tarafından kınansa, ayıplansa, dedikodusu yapılsa, hatta iftiraya uğrasa bile, o ağzını açıp da kimse hakkında tek kelime kötü laf etmez.
Sufi kusur görmez kusur örter.
31. kural : Hakk’a yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık, kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp… Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız. Ama kimimiz bunda ki hikmeti anlar ve yumuşar; kimimiz ise ,ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.
32. kural : Aranızda ki perdeleri tek tek kaldır ki Allah’a saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur, dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma. İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama !
33. kural : Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen hiç ol! Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışında ki biçim değil içinde ki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil hiçlik bilincidir.
34. kural : Hakk’a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir. Teslim olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır; emin bir beldede yaşar. Meraklısı için yazının devamı.. »
Popularity: 4% [?]
Adam ne içli okumuş kardeşim be şiiri!
Senden Ayrılmak Degilde Ne Zoruma Gidiyor Biliyormsun …
Benden Sonra Lanet oLası eLini Kim tutacak Kim Sevecek Kim Saracak Seni…
Ne Zoruma Gidiyor Biliyormsun ..
Senden Ayrılmak Degilde O öPüp Koklayamadığım Kıyamadıgım Saclarını Kim eLLiyecek ..Benim Zoruma Ne Gidiyor BiLiyormusun..
Senden Ayrılmak DeğiLde .Sana Doya Doya Seni SEviyorum Diyemedim ya. Sana Kim Seviyorum Diyecek Benim Zoruma Bu Gidiyor.. Meraklısı için yazının devamı.. »
Popularity: 5% [?]
Lost’la ilk tanışmam 2007 yılındaydı. Malum çok popüler bir dizidir kendileri. “Olum manyak dizi lan. Kesin izle!” nidaları atan arkadaşlarımın da etkisiyle “Bide ben bakem neymiş ki bu Lost” diyerek ilk sezonunu edindim. 1.bölüm, 2.bölüm, 3.bölüm derken peşpeşe 9 bölüm izledim ki; buda yaklışık 7 saat ediyor.Evet, Lost manyağı oldum!
Her ne kadar son iki sezondur dizi baya bir saçmalayarak izleyicelerinin ilgisini yitirsede, yinede popülerliğinden pek bir şey kaybettiği söylenemez. Ne olursa olsun, hakkat manyak dizi!
Günümüzde izlenme konusunda evrensel bir boyut kazanan Lost dizisinin 6. ve son sezonuna yönelik dizinin yapımcıları tarafından yapılan bir panelde diziyle ilgili yeni ipuçları açıklanmış.
İpuçları şöyle:
Popularity: 1% [?]
TRT1‘de yayınlanan “Aynadaki Düşman – Teşkilat” adındaki bir dizinin katkılarıyla çekilmiş mini belgesel niteliğinde olan bu video’da; yakın tarihimizde gündemden uzak tutulmaya çalışılan noktalar gözler önüne serilmiş. Herkesin izlemesini tavsiye ederim!
Popularity: 1% [?]
Enes39 cancazımın “Converse” ile ilgili şu yazısını okuyunca, bu markayla ilgili ilginç bir anım aklıma geldi.

Yıllardan 2002′di. Üniversite hayatımın ilk ayağı olan Meslek Yüksek Okulunda 1. sınıftım. Burs olarak öğrenim kredisi alıyordum. İlk bursumu aldıktan sonra, kolay para ya yemeside kolay oluyor
, şöyle fiyakalı bir spor ayakkabı almak için ayakkabıcılar çarşısına gittim. Kırmızılı beyazlı, afilli güzel bir spor ayakkabı dikkatimi çekti ; ama asıl dikkatimi çeken ayakkabı üzerindeki amblemdi. Ayı ve yıldızı andırıyordu. Kırmızı zeminin üstüne beyaz ay ve yıldız. Alacağım ayakkabıyı karar verdim de, kaç para ki dedim. O zamanın parasıyla 80 TL’idi. Ben hayatımda o zaman kadar hiç ayakkabıya o kadar para vermemişim, ama ayakkabıda çok hoşuma gitmiş, satmışım anasını dedim, bursdan gelen para nasılsa.
Birde markasıda hiç bilmediğim duymadığım bir marka. Markalarla aram hiç iyi olmamıştır zati oldum olası
Velhasıl-ı, pazarlıkla 60 TL’ye aldım ayakkabıyı. Ben ayakkabıyı alırken orda bir kaç bayan müşteri daha vardı ve benim aldığım marka ayakkabıya bakıyorlardı. Çıkışta onlara sordum: ” Bu kanvars iyi marka mıdır apla?” diye. Meraklısı için yazının devamı.. »
Popularity: 2% [?]
Karıkoca birlikte tatile çıkarlar. Gittikleri yerde kamp kurarlar.
Tatillerinin ikinci gününün akşamı güzel bir yemek yiyip uykuya dalarlar. Birkaç saat sonra kadın uyanır ve kocasını da uyandırır. Adam uyku sersemidir; güzel bir rüyadan uyandırıldığı için de biraz kızgındır:
‘Ne oldu?Ne istiyorsun?’ diye sorar.
Yukarıya bak ve bana ne gördüğünü söyle.’ Adam gökyüzüne bakar ve cevap verir:
-’Bunun için mi uyandırdın beni?.Baktım işte. Bir sürü yıldız görüyorum,ışıl ışıl parlayan milyonlarca yıldız.
Karısı tekrar sorar. Peki, bu sana neyi gösteriyor?
Artık iyice uykusu kaçan adam biraz düşünür ve cevap verir:
‘Teolojik olarak Allah’ın kudretini ve kendi acizliğimizi görüyorum.
Felsefi olarak, evrenin sonsuzluğunu ve onun karşısındaki önemsizliğimizi görüyorum.
Astronomik olarak galaksilerin,yıldızların, gezegenlerin varlığını görüyorum.
Yıldızların konumuna bakarak saatin 3 olduğunu görüyorum.
Meteorolojik olarak da bugün havanın çok güzel olacağını görüyorum.
Niye sordun bunu bana?
Sana neyi gösteriyor?
‘Necati, çadırımızı çalmışlar!!!
Popularity: 1% [?]
İnsanın bu günü gerçekten dününde mi belli olurmuş? Kaç sene evvel sanki yaşıyormuş gibi dinlediğim bir şarkı ve yine sanki yaşamışım gibi yazdığım bir şiir. Şu anda ne anlam mı ifade ediyorlar bana, kim bilir…
Deli Mavi
Öyle deli mavi bakma bana
Yüreğimi sarsan fırtınalar koparma,
Kalbinin ücra köşelerine savurma,
Kör zindanlarda senden yoksun bırakma.
Gözlerindeki denizde boğma beni
Girdabına katıpta ,çekme derinliklerine,
Hırçın dalgalarınla dövme bedenimi,
Ne olursun öyle deli mavi bakma bana.
İstersen çekte vur hançeri kalbime,
İster deli eyle beni,
İstersen de divane,
Ama yeter ki öyle deli mavi bakma bana.
Ben sen de sürgünsem,
Sen ben de hüküm sürmektesin,
Gönlümün tahtında oturuyor olsan bile,
Öyle deli mavi bakma bana.
07.03.2006 12.42 Ferhat ŞİŞGİNOĞLU
Popularity: 1% [?]
Çok güzel bir hikaye demek yanlış olur, çok acıklı bir hikaye!
Genç kız gönlünü bir deniz astsubayına kaptırmış.Sevgililerin en büyük sorunları deniz astsubayının mezun olup genç kıza evlenme teklif etmesiymiş.Okul biter deniz astsubayı Laraburnunda oturan kıza gider.Biraz buruktur.Kız biraz huylanır acaba benden ayrılacakmı diye içinden geçirir.Çocuğun suratı donuktur.
-Ne oldu sevgilim bir şeymi var?
-Sevgilim,mezun oldum ama denizaltına verdiler.Biz denizciler ayda birkaç kez ayrılabiliyoruz bide şimdi denizin altındayız.Benden ayrılmak istersen anlayışla karşılarım.
-Ben seni bırakmam
-Böyle diyeceğini biliyordum der astsubay ve sevgilisine bir kitap ve el feneri verir.
Genç kız:
-Bu kitap ne bu fener niye?
-Bak sevgilim bu kitap mors alfabesi kitabı buda fener.Eğer okumayı öğrenirsen seninle haberleşebiliriz.Her ay 2-3 defa Çanakkale’den su üstünden geçermişiz.
Bunun üzerine genç kız evde bu kitabı çalışıp mors alfabesini ezberler.Hatta günlüğünde bütün harçlığını pillere yatırdığını yazar.Babadan gizli annenin haberi var.
Genç ilk seferinde sevgilisini arar.
-Sevgilim cuma günü saat 23:00′da su üstünden geçeceğiz.Orda ol mesajını bekliyorum der ve kapatır.Sıra çoktur çünkü. Meraklısı için yazının devamı.. »
Popularity: 7% [?]